Murat Topoğlu - Varis Tedavisi

Varis tedavisinde son teknoloji: Köpük Skleroterapi tekniği ile varislere tek seansta ağrısız, ameliyatsız çözüm! Bacaklarda atardamarların yapısal bozukluğuna bağlı olarak genişleyip içlerinde kanın birikmesine varis adı verilir. Damar çapı 1 mm. Den az olanlara Telenjiektazi, 1-4 mm. Arasında olanlara Retiküler, 4 mm.den büyük olanlara ise, Büyük Toplardamar varisleri adı verilir.Yetişkinlerin %15-20'sinde varis görülür. Kadınlarda görülme sıklığı, erkeklere göre 2-4 kat daha fazladır. 20 yaşından büyük kadınların %55'inde varis şikayeti vardır. Uzun süre ayakta durmak, hamilelik, şişmanlık, hareketsiz yaşam, doğum kontrol hapları ve diğer hormon ilaçları varis oluşumuna etki eden faktörlerdir. Variste görüntü bozukluğunun yanı sıra, ağrı, kaşıntı, gece krampları gibi belirtiler de görülebilir.

Köpük (Foam) Skleroterapide amaç damar içine sklerozan (büzüştürücü) madde vererek yüzeyel venlerin kurutulmasını sağlamaktır. Varis tedavisinde geliştirilen en son tedavi tekniği olan Köpük skleroterapi, diğer tekniklerle uygulanan skleroterapi tedavilerine göre oldukça yüksek başarı oranı taşır. Köpük (Foam) skleroterapi yönteminde sklerozan ilaç damar içinde kan ile yer değiştirir ve bu sayede damar duvarı ile direkt temas eder. Böylece tedavi etkinliğinin artması sağlanır. Oldukça hızlı ve ağrısız bir tedavi olan Köpük Skleroterapi sonrasında, uygulama yapılan bölge bandaja alınır ve 72 saat bandajlı kalması sağlanır. 72 saat sonunda, hastanın varis çorabı kullanmasına gerek kalmaz ve başarılı bir varis tedavisi sağlanmış olur.

Hangi hastalar Köpük Skleroterapi yöntemiyle tedavi edilebilir?
Köpük skleroterapi, oldukça etkili bir tedavi olması yanında, çok geniş bir hasta grubuna da güvenle uygulanabilir bir tedavidir. 1 mm. çapındaki küçük damarların oluşturduğu örümcek ağı şeklindeki varislerden (Telenjiektazi), 10 mm. çapındaki büyük ve ağrılı varislere kadar her türlü durumda Köpük Skleroterapi güvenle ve başarıyla uygulanabilir.

Günümüzde varis tedavilerinde, cerrahiye en iyi alternatifi Köpük Skleroterapi tedavisi oluşturmaktadır. Hasta, ağrısız, acısız, anestezi almadan, hastanede yatmadan ömrü boyunca taşıdığı varislerinden tek uygulama ile anında kurtulabilmektedir.
11.06.2010 tarihinde gönderildi.

Furkan Bitki Çayları

TARİHTE ŞİFALI BİTKİLER
Paraselsus'un (1493-1541) eski ve çok anılan sözleri günümüzde de anlamını koruyor; "Tüm çayırlar ve otlaklar, tüm dağlar ve tepeler eczanedir." Doğal yöntemlerle tedavi, eski çağlara kadar uzanır. Eski Mısır, Yunan ve Romalılar tarafından temeli atılmış, modern tıbbın babası Hipokrat kitaplarında 400-e yakın bitkisel ilacı anlatmış, İbn-i Sina 1650'li yıllara kadar referans kitap olarak kabul edilen "Tıp Kanunu" adlı eseri bırakmıştır.

İNSAN ve SAĞLIK
Son yıllarda sentetik ilaçlarla birlikte bitkisel tedavi tekrar popüler hale gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün; insanların büyük çoğunluğunun doğal tedaviye inandığı açıklaması, bu popülaritenin iyi bir göstergesidir. Ancak, unutulmamalıdır ki, doğal olan her zaman güvenli olan demek değildir. Pek çok bitki yüksek derecede toksittir ve diğer komplamentler tedavi yöntemleri içinde fitoterapi yan etki ve toksisite yönünden çok daha fazla risk taşır.

HEMOROİD NEDİR
Halk arasında BASUR olarak bilinen hemoroid; anüs ve rektum hastalıklarının başında yer alır. Anüs ve rektum; boşaltım sisteminin çıkış kapısı olup, yaklaşık yirmi çeşit hastalığın görülebildiği ve pek çok hastalığın da indirekt belirtilerinin izlenebildiği yerdir. Bu bölgenin hastalıklarına PROKTOLOJİK HASTALIKLAR ve Protoloji ile ilgilenen hekimlere de proktolog denir. Hemoroid, anüs içindeki hemoroidal toplar damarların zaman içinde anormal genişleyip kırmızı ve mor torbalar (memeler) şeklinde dışarı sarkması, (Resim 1 ve 2) bazen aşınıp delinerek dışkılama sırasında sık sık, PARLAK KIRMIZI kanamalar yapması; bazen memelerin aniden pıhtı ile dolup şiddetli ağrı, ödem, iltihaplanma, yaralanma ve ağrı yapmasıdır.

HEMOROİDİN OLUŞMA SEBEPLERİ
Birinci sebep kabızlıktır... Ayrıca, kolit, proktit, enterit gibi barsak enfeksiyonları; içki, tahriş edici aşırı acılı gıda tüketimi; yetersiz hijyen, anüs içi hemoroidal damar duvar yapısının doğuştan zayıf olması veya sonradan zayıflayıp torbalanması; prostat büyümesi ve kabızlık nedeni ile tuvalette uzun süre oturmak ve aşırı ıkınmak; gün boyu oturmak veya ayakta kalmak; aşırı yorgunluk; portal hipertansiyon; hamilelik myoma uteri, over kisti vb. gibi karın içi büyük urlar; kronik ökrürük, şişmanlık gibi karın ve damar içi basınçlarını artıran başka hastalıklar genel sebepler arasında sayılabilir.

HEMOROİD ÇEŞİTLERİ
Hemoroidler öncelikle iç (internal) ve dış (eksternal) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hemoroidlerin çoğu iç hemoroid olup bunlar 4 derece olarak sınıflanır. Ayrıca basit ve komplike; tromboze, akut ve kronik olmak üzere alt sınıflara ayrılırlar.. Anüsün dış kenarındaki eksternal hemoroidal damarların aniden noktasal, tarzda cilt veya mukoza altına kanamaları ve pıhtı oluşturmaları da bir başka hemoroid çeşidi sayılabilir.
11.06.2010 tarihinde gönderildi.

Horkes

Horlama nedir?
Üst hava yollarındaki tıkanıklık ve daralmalara bağlı oluşan sestir. Bu ses soluk alma sırasındaki hava akımının yarattığı titreşimden kaynaklanmaktadır. Günümüzde 20 yaş üzerindeki her 10 erkekten 4-5'inin zaman zaman, 3'ünün ise sürekli horladığı gösterilmiştir. Kadınlarda ise, 40 yaş sonrası menopoz ile birlikte benzer oranda horlama geliştiği saptanmıştır.

Horlamaya yol açan sebepler nelerdir?
Üst hava yollarında daralma yapan tüm sebepler horlamaya yol açabilir. Burun tıkanıklığı yapan nedenler:
  • Burun eğriliği, Sinüzit, Konka hipertrofisi, Alerjik rinit (saman nezlesi)
  • Geniz eti (özellikle çocuklarda)
  • Küçük dil ve yumuşak damak sarkıklığı
  • Büyük bademciklerin olması
  • Alt çenenin küçük olması
  • Dilin normalden büyük olması
  • Aşırı kilo (obezite)
Horlama, sosyal bir problem olduğu gibi ciddi bazı hastalıkların da öncül belirtisidir. Horlayan kişiler gerek aile içerisinde gerekse toplumda alay konusu olmaktadır. Bu hastaların eşlerinin ortalama bir saat daha kısa ve konforsuz uyudukları bilinmektedir. Bu sorun boşanmaya kadar giden aile içi problemlere yol açmaktadır. Son yıllarda yapılan anketsel bir çalışmada, boşanan çiftlerden %86'sında boşanma sebepleri arasında horlamanın yer aldığı gösterilmiştir. Bunların yanı sıra horlama uykuda solunum bozukluğuna yol açan ve ölüme kadar gidebilen ciddi bir hastalığın belirtisidir. Bu hastalıkların en önemlisi "Tıkayıcı uyku apnesi" dir.

Horlama yakınması olan bir kişinin hastalığının önemini ve oluşabilecek sonuçları bilmesi ve bir Kulak Burun Boğaz hekimine başvurması gerekmektedir. Kliniğimize başvuran hastalarımızın yakınmalarını mutlaka eşleri ile birlikte dinlemekteyiz. Bu hastaların muayenesinde detaylı bir endoskopik muayene şarttır. Tüm burun ve boşlukları, geniz bölgesi, küçük dil, yumuşak damak ve bademcik ile dil kökü ve gırtlak incelenmelidir. Böylelikle hava yollarında daralmaya yol açan bölgeler belirlenir. Uykuda solukta kesilme, gündüz uykululuğu, sabah yataktan yorgun kalkma ve aşırı gürültülü horlama yakınması olan hastalara mutlaka "uyku testi-polisomnografi" yapılmalıdır.

Uyku testi nedir?
Hastanın bir gecelik normal uykusu esnasında beyin dalgalarının (EEG), kalp aktivitesinin (EKG), solunum hareketlerinin , vücut pozisyonunun, kas ve göz hareketlerinin (EMG ve EOG) kaydedilerek değerlendirilmesidir. Kliniğimiz bünyesinde de iki yıldır uyguladığımız uyku testi bu hastalığın tanısında mutlaka gerekli olan altın standart bir tanı yöntemidir.

Horlama ile ilgili hastanın alabileceği önlemler nelerdir?
Horlama hastasının kilo verme yönünde çaba göstermesi ve mutlaka zayıflaması gerekmektedir. Boy kilo oranının (vücut kitle indeksi) bozuk olması horlamayı tetiklemektedir. Burun tıkanıklığına yol açan sigara da horlama üzerinde etkilidir. Horlayan kişilerin sigarayı bırakmaları önerilmektedir. Bunların yanı sıra düzensiz yaşam, kasların gevşemesine yol açan uyku ilaçları ve alerji haplarının kullanılması ve alkol alınması horlamayı arttırır. Bu sebeple bu konuda gerekli önlemlerin alınması bu şikayetin azalmasına katkı sağlar.

Horlamanın tedavisinde neler yapılmaktadır?
Horlamanın tedavisinde başarıyı yakalayabilmek için sebebin doğru olarak ortaya konması gerekir. Burun tıkanıklığına yol açan problemin gerek cerrahi gerekse ilaç tedavisi ile ortadan kaldırılması çoğu zaman horlamayı düzeltir. Çocuklarda geniz eti ve bademcik ameliyatı hırıltılı solunum ve horlama için tedavi edicidir. Erişkinlerde ise, en sık rastlanan problem küçük dil, yumuşak damak ve bademcik bölgesinde olduğu için bu bölgeye uygulanan müdahalelere "horlama cerrahisi" adı verilmektedir. Bunların başlıcaları, klasik damak cerrahisi (uvulopalatofarengoplasti), lazer cerrahisi (LAUP) ve radyofrekans somnoplastidir.
  • Uvulopalatofarengoplasti: Yaklaşık 30 yıldır yaygın olarak kullanılan bademcik, küçük dil ve yumuşak damağa klasik yöntemlerle uygulanan bir cerrahidir. Özellikle büyük bademcik ve sarkık damaklarda tercih edilir. Bu yöntem ameliyathane şartlarında yapılır, bir hafta 10 güne varan boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü yapabilir.
  • Lazer cerrahisi (LAUP): Küçük dil ve yumuşak damağa lazer uygulamasıdır. 15-20 güne varan ciddi boğaz ağrısı ve yutma güçlüğüne yol açan bu teknik günümüzde popularitesini yitirmiştir.
  • Radyofrekans somnoplasti: Kliniğimizde 4 yıldır uyguladığımız radyofrekans somnoplasti küçük dil ve yumuşak damak problemli hastalara muayenehane şartlarında uygulanan 10 dakikalık bir süreyi kapsayan, ağrı ve kanamaya yol açmayan günümüzün en popüler horlama tedavi yöntemidir. Radyocerrahi yüksek frekans ve düşük ısılı ses dalgaları ile yumuşak damak ve küçük dilin boyununun kısaltılması ve titreşim yeteneklerinin azaltması esasına dayanır.
Op. Dr. Ümit Filiz
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
11.06.2010 tarihinde gönderildi.